BİR GARİP ADAM:WİLLİAM BLAKE

Romantizm akımının öncülerinden sayılan sembolist, mistik, panteist şair William Blake’ten bahsetmek istiyorum. Mezar taşına “Dedi Kuzgun: Hiçbir zaman” yazılı olan William Blake öldükten sonra şöhret kazanmış bir şairdir. Sadece şairlik yeteneği yoktur. Küçük yaşlarda resim yapmaya başlamış ve sıradışı resimler ortaya çıkarmıştır. Düşünce tarzıyla herkesten farklıdır ve kurumsallaşmış kiliseye karşıdır; ancak dini derinden yaşayan, garip ama zararsız bir adam olarak tanınmıştır. Çizmiş olduğu resim tasvirleri birçok akademisyen tarafından küçümsenmiştir. Ona meczup gözüyle bakılmıştır. Ama o hem zekiliği hem de meczupluğu kendisinde barındıran bir şair, gravür, ressamdır. Kardeşinin ölümünden sonra din ve sanatla daha fazla ilgilenmiştir. Hatta bir gece rüyasında kardeşini görmüş ve ona resimlerini kitap yaması şeklinde yapması gerektiğini söylemiştir. O da bu rüyayı ciddiye alarak resimlerini hem yama şeklinde hem de sulu boya ile yapmaya çalışmıştır. Okuduğu İncil’den sanrılar gördüğünü ve ruhlarla konuştuğunu iddia ediyordu. Yukarıda bulunan resim de Blake’in Michelangelo etkisinde kalarak çizdiği bir eseridir. Bu resimde, gökte bir adam yeri kumpasla ölçüyor.Bu şeklin benzerini yaşadığı Londra’da gördüğünü söylemiştir. Belki de İncil’de geçen şu kısmında etkisi olmuş olabilir. “Gökleri hazırlarken ben oradaydım. Karanlıkları kumpas ile ölçerken… Üstte bulutları yerleştirirken, derinlerdeki su kaynaklarını güçlendirirken”.

Kumpasla ölçen figürü Tanrı olarak adlandırır (Bize göre ise bunun tasviri bile yapılamaz.) Bunun ismini de Urizen olarak beliritir. Blake’e göre dünya iyi bir yer değildir ve burada tasvir edilmiş Uruzen’de kötü bir ruhlu bir yaratıcıdır. Ruh gözü neyi görüyorsa onu çizmeyi doğru bulan Blake doğayı olduğu gibi çizmeyi de reddeder.

Resimlerinde olduğu kadar şiirlerinde de din etkisi, Allah, mistisizm gibi konular vardır. Özellikle Kuzu ve Kaplan şiirlerinde Allah’ın iki farklı yönünü anlatmak için iki farklı hayvan seçmiştir. Allah’ın yaratıcılık gücünü bu iki şiirle karşılaştırmıştır. İki şiirle ilgili incelemeyi barındıran makaleyi aşağıya yazıyorum.

SÖZEL OLMAYAN İLETİŞİM: “BEDEN DİLİ”

Bilgi aktarımının başka bir çeşidi olan beden dili veyahut sözel olmayan davranışlar, sözel olmayan iletişimi oluşturur. Jest, mimik hareketlerinden tutun da dokunma, vücut duruşu, konuşma içeriğine bakılmaksızın insanın ses tınısı veya yüksekliği, saç, kıyafet, takı, dövme bize karşı tarafın aslında ne düşündüğünü gösterir. İnsanlar farkında olmasalar da aslında beden dili insan iletişimin %60 ve %65 ‘ini oluşturur. Buradan anlaşılıyor ki hareketler sözcüklerden daha fazlasını anlatır. Hatta sözsüz iletişimin, sözlü iletişimden daha güvenilir olduğu söylenir. Bir beden dili doğru özümsendiği müddetçe farklı alanlarda kullanılabilir. Bu iletişim evrenseldir.

Bir durumdan rahatsız olduğumuzda ya da kendimizi savunmasız hissettiğinizde kaplumbağa pozisyonuna girmek ( omuzlar düşük,ileri doğru itilmiş ve baş eğik) ,hoşumuza gitmeyen bir insanı gördüğünüzde gözlerin kısılması, stresliyken alnın kırışması ve kaşların çatılması, elimizle ense kaşımak vs. bütün bu hareketler bir duyguya, bir düşünceye karşılık gelecek hareketlerdir. Peki biz bu davranışları neden yapıyoruz.? Bazı davranışlar istemli olsa da bazıları istemsizce oluyor. Bütün bunların sebebi beyin içindeki sistemle alakalıdır. Görünüşte tek beynimiz olsa da aslında insanın üç beyni vardır. Komut etmek ve kontrol etmek gibi görevleri olup bedenimizin yaptıklarını düzenler. Araştırmacılara göre insan beyni, “sürüngen beyin”, “memeli beyin”(limbik sistem), “insan beyni”(neokorteks) kısımlarından oluşur. Sözel ve sözel olmayan iletişim beynin neokorteks ve limbik sistemde meydana gelir. Beden dilinin istemli veya istemsizce oluşmasını sağlayan işte bu limbik sistemdir. Limbik sistem herhangi bir olay karşısında anında, gerçek zamanlı, reflekssel olarak geri dönüt verir. Beynin duygusal merkezidir. Bu yüzden beyinden çıkan sinyaller vücudumuzun farklı yerlerinde yayılır. Elimizde, yüzümüzde, davranışlarda bunun yansımasını görürüz. Sözlü iletişim kısmını oluşturan neokorteks ise düşünen beyindir ki diğer canlılardan ayrı olmamızı sağlayan kısımdır. Hesap yapmak, analiz etmek hep bu sistem içindedir; ancak güvenilir, dürüst olmayan bir sistemdir. Aldatma oranı daha yüksektir.

Binlerce sözsüz davranışlar olsa da tane beden hareketleri ve bunların anlamlarını yazıp yazımı bitireceğim.

Boyun çukuruna dokunmak: Güvensizlik, endişe ve korkuyu yatıştırır. Aynı zamanda kadınların kolyesi ile oynaması ve erkeklerin gravatlarıyla oynaması benzer sonucu verir.

Alnın ovulması: Şiddetli bir rahatsızlık geçirdiğini veya insanın bir sorunla mücadele ettiğini gösterir.

Yanağa dokunmak: Kişinin gergin, sinirli olduğunu gösterir.

Bir konuşma sırasında eğer bir insanın ayağı başka bir yöne dönüyorsa bu gitmek istediği anlamına gelir. Niyet işaretidir. Ayakta konuşma sırasındaiki kişide ayaklarını çapraz bir şekilde bağlarsa bu birbirlerinin yanlarında rahat olduklarını gösterir.

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla